Sığacık’ta yemek pişirme yarışması

YEMEK-YARISMASI-1Bu Türkiye hakikaten çok alaturka (tam da ismi üzerinde ya, başka ne olsun ki zaten) bir ülke..

Her şey göstermelik ilkokul müsameresi.. Maksat dostlar alışverişte görsün (şimdi cemaat namazda görsün versiyonu çok trend gerçi ya)..

Bugün de SIĞACIK Kaleiçi’nde bir telaş bir telaş.. Neymiş efendim? Yemek pişirme yarışması yapılacakmış.. Hani sanırsın ki (ve de beyhude ümit edersin) şöyle eli yüzü düzgün bir organizasyon olacak..

Neyse saat gelir (13:00) gidip kale içine baktığında ne görürsün? Tam bir panayır.. Çayıra salmışsın insanları, herkes kendi havasına ve kafasına göre takılıyor.. Arada bir hoparlörden malum anonslar (bizim anonslarımız da müthiş ve de meşhurdur malum.. Hoparlörler filan patlar hani..).. Tam bir köy işi yani..


Tabii hemen şunu dediğinizi duyar gibiyim; “Kardeşim, tabii köy işi olacak.. Ne bekliyordun ki, köy işi değil de New York veya Londra’daki gibi düzgün bir organizasyon mu bekliyordun yani? Biz ondan tad, lezzet alamayız ki.. Unutma ki biz en mutlu günümüzde (nişan, düğün vs) mutluluğumuzu ifade etmek için tabanca sıkıp günahsız çoluk, çocuk ve kadın öldüren bir milletiz netice itibarıyla…”

YEMEK-YARISMASI-2Şimdi, doğru söze ne denir? Can kurban.. Yalnız, bir de yarışmaya katılanların bir taraftan da millete satış yapmaya çalışmaları da garibimize gitmedi desek yalan olur hani… Neticede öyle de böyle de “BEN YAPTIM OLDU” demiş bir bilge..

Neyse biz bu “MUHTEŞEM” organizasyonu kendisi ve sevenleriyle baş başa bırakıp kendi işimize bakmak üzere yola koyulduk…

“Yarışmayı kim kazandı?” diyorsanız eğer vallahi bilmiyoruz, zira bizi hiç ilgilendirmedi doğrusunu isterseniz…

Editör

Like it? Share it!