Seferihisar ve citta slow (sakin şehir) konsepti

by Editor | Cumartesi, Mar 28, 2015 | 1152 views

CITTA-SLOW-LOGOİtalyancada “şehir” anlamına gelen citta ve İngilizcede yavaş anlamına gelen slow kelimelerinden üretilen “citta slow” kavramının geçmişi ta 1986 yılına kadar uzanıyor.

Bu tarihte İtalya’da slow-food kavramı başlatılıyor dünyayı kasıp kavuran fast food olayın karşı. Daha sonra 1999 yılında bu fikir üzerinden yürüyerek yine İtalya’da 4 belediye başkanının önderliğinde bu uluslararası organizasyon hayat buluyor..

Son olarak yaklaşık 50 civarında ülkeden birçok yaşam noktasının bu organizasyona üye olduğu biliniyor. Nüfusu 50 bini aşmayan yerleşim birimleri tabii ki diğer kriterler de göz önüne alınarak ünvana layık görülüyor.

Cittaslow manifestosundan “sakin şehir” şöyle tarif ediliyor aynen;

  • İnsanların hala eski zamanlara merak ve ilgi duydukları
  • Tiyatrolar, meydanlar, kafeler, atölyeler, restoranlar, ruhani yerler bakımından zengin
  • Dokunulmamış/bozulmamış bir doğaya ve albenili yaratıcı/maharetli zanaatkara (ustalar) sahip olan
  • ve insanların lezzetlere, sağlık ve geleneklere saygılı olarak hala mevsimlerin yavaş akışını ve onların gerçek ürünlerini tanıdıkları şehirler …

Şimdi bize dönüp baktığımızda ise SEFERİHİSAR bundan 10-15 yıl öncesine kadar herhalde çok fazla insanın tanıdığı bir yer olmasa gerek, ülkemizde.. Sağ olsun Başkan Soyer bir gayret bu etiketin alınmasında oldukça önemli bir rol oynamış görünüyor, anlaşıldığı üzere. Bu satırların yazarı dahi şu anda bu yörede ikamet etmesini bu citta slow ünvanına borçlu – insan gibi yaşamak istediğinden, insan dostu bir yörede..

Gel gör ki, nasıl olduysa olmuş ve bugün dönüp baktığımızda maalesef son sürat aksi yöne gittiğini görüyoruz Seferihisar’ın.. Neden derseniz, biz de “girin bir ilçeye ve kafanızı kaldırıp şöyle bilhassa yeni yapılan evlere ve çevrenize bir bakıverin” deriz. Benziyor mu yukarıdaki citta slow tarifine, gördüğünüz manzara?

Evet demek çok zor; Son derece zevksiz inşaatlar.. Hem de kaç katlı? Beş mi desek, altı mı veya daha da fazlası mı? Aluminyum korkuluklu balkonlarıyla kentin dokusuyla ve imajıyla uzaktan yakından ilgisi olmayan.. Böyle miydi nostaljik Seferihisar Allah aşkına? İlçenin tam kalbine “site” yapıyor insanlar, böyle mi muhafaza edilecek, sürdürülecek citta-slow kriterleri?


Zor dostum zor; Bir sürü bina yapma açısından bayağı hızlı gidiyoruz maşallah.

  • Tiyatro, sinema gibi önemli etkinleri takip edebileceğimiz mekanlardan ne haber?
    Sahi, doğamızı koruyabiliyor muyuz ve de zanaatkarlarımızın durumu nasıl acaba?
    Onların varlıklarını sürdürmelerini ve de yerlerine yenilerinin yetişmesini sağlayacak çalışmalar da sürüyor mu?

gibi soruların cevapları bugün itibarıyla pek de iç açıcı gibi görünmüyor…

“Dolayısıyla citta-slow merkezinden adam gibi bir teftiş gelse, acaba Seferihisar bu ünvanını muhafaza edebilir mi” diye düşünmüyor değil insan.. Sanırız (ve umarız) ilçenin yöneticileri de bu olumsuzluk ve risklerin farkındadır ve yine umarız ki bazı alternatif planları vardır bunları asgariye indirmek için..

Tam da burada ilginç bir anıyı nakletmek gerekiyor; Yer Seferihisar ANI EVİ.. Bu satırların yazarı bir çay içmeye giriyor buraya. Belediye Başkanı beyefendi de orada birileriyle oturuyor.. Mesafe çok az olduğundan ister istemez kulak misafiri oluyor ve değerli başkanın “ilçemizi” sosyal demokratlar için bir DAVOS benzeri haline getirmek istediğini duyuyor.. Gerçekten de hayranlık duyulacak bir proje..

Doğrudur, böyle bir şey başarılması durumunda ilçeye çok büyük getirileri olur. Ama önce eldeki bir kuşu elimizde tutmaya çalışsak sağlıklı olarak bu daha makul olmaz mı?

SIVA-HOROZ-2Yine bu noktada şunu belirtmeden geçemeyiz ki ilçe için çok büyük bir marka olarak gelişmekte olan SIĞACIK, İzmirlilerin “hafta sonu kafeteryası” haline gelmiş bulunuyor aynı zamanda (Pazar münasebetiyle).. Halbuki Seferihisar’da o kadar çok ve de değerli sanatçı var ki bunları mutlaka ve mutlaka ilçenin aydınlık yüzü olarak öne çıkarmak gerekiyor. Böyle bir proje için de yine en uygun mekan zaten bir yıldız olma potansiyeli çok olan SIĞACIK ön plana çıkıyor bizce. Yani Sığacık beldesinin gelişmekte olan popularitesi ile ilçemiz sanatçılarının müthiş potansiyelini birleştirebilirsek, Türkiye’deki insanlara bu ilçenin gerçekten de bir sanat yuvası olduğu mesajını layıkıyla iletebilirsek, dolayısıyla Sığacık’ da yalnızca hafta sonu pazarda börek, çörek yiyecek yer olarak anılma durumundan sıyırmış olur – Tabii, arada yapılan Kaleiçi konserlerini unutmuş değiliz. Ama onlar ne kadarıyla Seferihisar’a mal olan sanatçı ve etkinliklerdir o da ayrı bir sorudur.

Dolayısıyla gönlümüz Sayın Başkanın yukarıda belirtilen hususları dikkate alma lütfunda bulunarak ilçemizde ikamet eden gerçek kıymetli sanatçılarımızı layıkıyla ön plana çıkarabilmek için gerekli projeleri geliştirmesini umut etmektedir.

Editör
(Seferihisar’ın tanıtımı için etkin gayret gösteren bir hemşeri aynı zamanda)

Like it? Share it!